Kafamın içinde sürüyle ses. Birbirleriyle konuşup duruyorlar. Onlar kendi aralarında anlaşacaklar ki, bana söylesinler ne istediğimi. İşin kötüsü bu tartışmanın tamamına sürekli tanıklık etmek durumundayım. Özellikle de enstrumanımla beraber bir odaya kapanıp saatlerce çalışırken.
Neden burdayım? Ailem arkadaşlarım bildiğim tanıdığım heryerden bu kadar uzakta? Ailem arkadaşlarım bildiğim tanıdığım heryerden bu kadar uzakta olmak için mi sadece? Kafamdaki sesleri dinlemek için mi?
Gariptir. Her ne kadar kendi zihnimle yalnız kalmaktan bu kadar huzursuz olsam da, kafamdaki sesler o odaya kapanıp piyanonun başına geçince durulmaya başlıyorlar. O binlerce minik gıcık ses bir arada piyanodan çıkan sesleri dinlemeye başlıyor. Tabii o kadar kolay değil iş, hepsinin kendi fikileri var çıkan seslere ilişkin. Ama en azından aynı şeyle meşguller. Bir noktada bir birliktelik var.
Bu yüzden bayılıyorum müziğe. Müzik yapmaya. O kadar basit, o kadar net, o kadar yalın bir şey müzik. O kadar basit ki adamı düşünmekten deli eder. Saatlerce oturur ararsın doğru notayı doğru akoru, sonra gider başladığın o en uyduruk notaya dönersin. Güzeldir o nota çünkü. Anlamsızca ifadesizce güzeldir çünkü sadece. O şarkı, o parça o notayı o noktada o saniyede istiyordur. O kafamdaki etkiyi yaratabilsin diye. Günlerce kafa yorarsın temasını yazdığın parçaya bir "B" yazmak için. Çıkmaz. Halbuki parçanın "B" ye de ihtiyacı yoktur. Herşey neyse odur, doğal olduğunca, samimi olduğunca güzeldir.
Hayatımı müzik yapar gibi yaşamak istiyorum. Basit, yalın, doğal, samimi. Herşeye tonlarca anlam yüklemeden, nesneleri olduğu gibi görerek. Nesneleri oldukları gibi severek. İnsanları oldukları gibi kabul ederek. Çok şey beklemeden. Basitliği olabildiğince içselleştirerek. Kolayca seni seviyorum diyebilerek geçen bir yaşam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder